+ ANA SAYFA + HAKKINDA + ZAMANIN ÖTESİ + ÇÖZÜMLEME + KÖK TÜRKÇE +

 

Zamanın ötesi ve göreceliğin üstünde nasıl bir tekliğin parçasıyız ?
 

 

Doğumdan önce oluşan bilinç veya ruh, Dünya’ya beden içinde gelir ve ölümle fiziki bedeni terk etse dahi varlığını kesintisiz olarak sürdürür. Ölümle biz yaşayanların görebildiği sadece geride bırakılan kabuk yani cansız bedendir. Yaşayanlar olarak fark edemesekte, bedenin çekim etkisinden kurtulan bilinç çevresinde olanları algılamaya devam etmektedir; fakat bir yandan da, yavaş yavaş ölümle değişen boyutunun yeni gerçekliğine de geçmektedir.

Varsayalım ki bu gerçeklik güneş yılı zaman ölçülü bir boyut olsun ve ruh ölümden sonra güneşin çekim etkisiyle bu boyutun içinde kalmaya devam etsin. Yani ölüm sonrası devam eden bilinciyle insan, ölüm öncesinde sahip olduğu dünya yılı zamansal algısını, ölümle birlikte geçtiği yeni boyutta, güneş yılı zamansal algısıyla bir üst zaman dilimine taşımış olsun.

Güneş, Samanyolu etrafında bir tam turunu, 255 Milyon Dünya yılında bir yapar. Yani 1 Güneş yılı 255 000 000 Dünya yılı demektir. Ölüm sonrası insan daha kaç Güneş yılı içinde bulunduğu yeni boyutta varlığını sürdürecektir bilinmez ama bedenli olarak Dünya’da bulunduğu süreci, içinde bulunduğu yeni zaman dilimine göre değerlendirdiğinde gördüğü, 8-10 saniye gibi neredeyse an sayılabilecek kadar kısa bir zaman var olduğudur Dünya’da.

Ölüm sonrası oluşan yapısı, Dünya’da fiziki bedenle var olurken yaptıklarından, edindiği bilgiden oluşmaktadır. Yani maddenin nasıl kullanıldığı, neye hizmet edildiği, iyilik ve kötülüklerin etkileri, insanın ölüm sonrası boyutta devam eden bilincine güç ve vücut vermiştir.
 

Ölüm sonrası için oluşacak varlığını düşünmeden yaşayıp Dünya varlığını tamamlamış bir insan çaresizlikle karşı karşıyadır çünkü hayattayken ölüm sonrası devam edecek bilincini beyin aracılığı ile geliştirebilmiştir ancak ölüm ötesinde salt bilinç olarak mevcuttur, gördüğünü yapısına aktaracak bir organa veya fiziki beyne sahip değildir. Yani gerçek insan için görünür hale gelmesine rağmen, bu gerçeğe erişmiş olmanın getirdiği bilginin oluşturacağı gücü bilince yükleme imkanı yoktur. Çünkü ölüm sonrası hayata geçenler yaşarken neyi nasıl algılamışlarsa, varlığı nasıl tanımlamışlarsa, neye ermişlerse, hareket kabiliyetleri ve güçleride o ölçüde ölümden sonra vücut bulmuştur. Dünya gerçeğe ermede bir araçtır ve bilinç, ölümden sonra bu aracı nasıl kullandığı ile yüzleşmektedir; ve Dünya'da yaşarken var edilen bilinç, ölüm sonrası bulunduğu ortam içinde kendi imkanlarını çoktan belirlemiştir.

Bu durumda fiziki bedende yaşarken, ölüm sonrası için elimizdeki en önemli yapının beyin olduğunu söyleyebiliriz ve beynin işlevselliği, geliştirilmesi ve korunması fiziki yaşamın üstünde, ölüm sonrası içinde oldukça anlam kazanır, hatta alkol, sigara v.b beyine zarar verici maddeleri kullanmamanın önemi farklı bir açıdan yanıt bulur.

Ölüm sonrası oluşacak yapıya vücut veren, aynı zamanda bedenin önemli organlarından biri olan beynimizi ufak bölümler halinde kullanıyoruz ama kullanım durumuna göre bu bölümleri birleştirip birlikte çalıştırarak gücünü ve işlevselliğini arttırabiliyoruz.

Artan beyin gücüyle, anlama - algılama ufkumuzu genişletebilir, fiziki yapıyı ve fizik ötesini çok daha farklı değerlendirebiliriz. Belki bunun getirisi olarak, ölüm sonrası oluşan yapımızla var olmaya devam ederken, Güneş'in kara deliğe dönüşmeye başladığı ilerleyen zamanda ve dönüştüğü süreçte, çekim alanından çıkabilir, oluşan girdaba kapılmadan kendimizi çok rahat kurtarabiliriz. Kim bilir belki bu kara deliğe dönüşme süreci sırat köprüsü, Güneşin kara delik halide cehennemdir…

Kurgu, insan, Dünya, Güneş ve içinde yaşadığımız Samanyolu üzerineydi. Elbette evrende var olan zekadan sadece insanın zekası olarak bahsetmek yanlış olur. Bilemediğimiz, göremediğimiz çok çeşitli yapıyla ve zekayla var olduğumuz kesindir. Dünya karmaşası içinde kalıp öteye bakmadığımız için üzerimizdeki büyüklüğü algılamaya, düşünmeye zaman ayırmıyoruz.

Samanyolu galaksisini ve etrafındaki galaksileri bizim gibi birer insan olarak kabul edip, bu galaksi insanların biz dünyalıları görmesini isteseydik, onlardan mikroskopla doğru yere bakmalarını ummalıydık, kaldı ki her iki varlık birbirlerinden ne kadar haberdar olabilirdi, olur muydu? Zaman, mekan ve içinde ki varlıklar, yaşarken algılayabileceğimizin çok ötesinde bilgi gerektirebilir...

Sonuç olarak, evren içinde zamanlamayı yeniden kurdukça, Dünya yılı zaman ölçülü insan fiziki ömrü ve üstündeki her büyüklük, yavaş yavaş sonsuzda bir an olur ve bu bir an, nasıl bir tekliğin parçası olduğumuza dair bir bakış açısıdır fakat var olma sebebini idrak için yeterli değildir.

Belki var olmak, karmaşa içinde sınanmak, çoklukta boğulmadan tekliğe bakabilmek, belki de var olmak, olmamaktır. Anlaşılması ve ulaşılması zor bir çözüme yaşarken erişmek, geçilmesi gereken aşamaların varlığını ortaya koyar ama bu aşamaları anlamaya çalışmak ve varlığı sorgulamak yaşarken ancak bir tercihtir fakat ölümle sorgulanmamış olmasına duyulan pişmanlığa dönüşebilir. Her şekilde ölümle tüm sorular yanıt bulacaktır, önemli olan yanıta/hakikata yaşarken ne kadar yaklaşabildiğimizdir.

 

ÖZGÜR ÜTEBAY - Ocak 2007
yeniden düzenleme Kasım 2008 

 

ORTALAMA İNSAN ÖMRÜ 70 DÜNYA YILI KABUL EDİLEREK HESAPLAMA (LAR)
 


***
70 YIL x 365 GÜN

25 550 GÜN x 24 SAAT
613 200 SAAT x 60 DAKİKA
36792000 DAKİKA x 60 SANİYE
2207520000 SANİYE / 255 000 000 YIL
8 , 6569 SANİYE

***

255 000 000 / 70 = 3 642 357, 1429 ORANIDIR
365 GÜN / 3 642 357,1429 = 8 , 6569 SANİYE
31 536 000 SANİYE / 3 642 357,1429 = 8 , 6569 SANİYE

***

1 GÜNEŞ SİSTEMİ YILI = 255 000 000 DÜNYA YILIDIR
1 GÜNEŞ SİSTEMİ YILI İÇİNDE 70 DÜNYA YILI
1 / 255 MİLYON x 70′ DİR
1 / 255 000 000 = 0,00000000392156
0,00000000392156 x 70 = 0,000000274509
0,000000274509 x 365 GÜN
0.0001 x 24 SAAT
0.0024 x 60 DAKİKA
0,1443 DAKİKA x 60 SANİYE
8 , 6569 SANİYE

***

1 YIL = 365 GÜN
365 GÜN = 8760 SAAT
8760 SAAT = 525 600 DAKİKA
525 600 DAKİKA = 31 536 000 SANİYE
31 536 000 SANİYENİN 255 000 000 YILA ORANIDIR
31 536 000 / 255 000 000 = 0,123670 SANİYE
0,123670 X 70 YIL = 8 , 6569 SANİYE

 

 

. .